
Kars Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu gerçekleştirdiği senenin ilk toplantısında; çiftçilerin 2022 yılı için Tarım ve Orman Bakanlığından beklentilerini dile getirdi
Kars Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu gerçekleştirdiği senenin ilk toplantısında; çiftçilerin 2022 yılı için Tarım ve Orman Bakanlığından beklentilerini dile getirdi.
Türkiye Ziraat Odaları Yönetim Kurulu Üyesi Kars Ziraat Odası Başkanı Adem Ertaş başkanlığında düzenlenen toplantıya, Digor Ziraat Odası Başkanı İsmet Hagi, Akyaka Ziraat Odası Başkanı İhsan Tazegül, Arpaçay Ziraat Odası Başkanı Ömer Erkaya, Susuz Ziraat Odası Başkanı Ejder Çakaz, Selim Ziraat Odası Başkanı Ahmet Yıldırım, Sarıkamış Ziraat Odası Başkanı Nesim Gök ve Kağızman Ziraat Odası Başkanı Sülhettin Günday’ın katıldı.
Toplantı sonrası açıklamada bulunan Türkiye Ziraat Odaları Yönetim Kurulu Üyesi Kars Ziraat Odası Başkanı Adem Ertaş, kurul olarak Tarım ve Orman Bakanlığından Kars çiftçisinin taleplerini ve beklentilerini tek tek belirlediklerini söylemiş oldu.
Ülkemiz tarımının mühim sorunları olmakla beraber bununla beraber büyük bir potansiyeli odluğunu açıklamasında belirten Ertaş, Kars çiftçisinin bütün zor şartlara rağmen üretimden kopmadığına da dikkat çekti.
Toplantı sonrası ortaya çıkan ve aşağıda belirttikleri sorunların çözülmesi ve ehil destek verilmesi niteliğinde çiftçilerimiz üretimden kopmayacağının da altını çizen Ertaş, hükümetin ve bakanlığın Kars çiftçisinin haykırışlarına kulak vermesini istedi.
Ertaş yapmış olduğu açıklamada; ziraat odalarının 2022 yılı için Hükümetten ve Tarım Bakanlığından beklentilerini şöyle sıraladı:
“Ülkemizde girdi tutarları üreticilerin alım gücünün fazlaca üstündedir. Girdi tutarları makul seviyelere çekilmeli yada girdi destekleri üreticinin alım gücü göz önüne alınarak artırılmalıdır.
Destek bütçesi, Tarım Kanunu’nda belirtildiği gibi Gayrisafi Milli Hasıla’nın minimum yüzde 1’i oranında olmalıdır. Destekler ekimden önce açıklanmalı ve zamanında verilmelidir. Desteklerde adalet sağlanmalı, minik aile işletmelerine öncelik verilmelidir.
Organik tarım ve iyi ziraat uygulamalarında destek sunar artırılmalı ve üreticilerin desteklerden her sene faydalanması sağlanmalıdır.
Gençleri tarımda tutabilmek için genç çiftçilere yönelik ek teşvik ve destekler getirilmelidir.
Çeşitli nedenlerle Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilemeyen, sadece tarımsal üretim yapılan araziler de tarımsal desteklerden faydalanmalıdır.
Organik, organomineral ve toprak düzenleyicilerin kullanımı yaygınlaştırmak için desteklemeye devam edilmelidir.
2022 senesinde mazot ve gübrede Bakanlık tarafından süspanseli olması gerekmektedir.
Şekerpancarı alım fiyatı 2021 senesinde yüzde 25 artışla 420 lira/ton olarak söylenmiştir. Ancak girdi fiyatlarındaki dayanılmaz artışlar dikkate alındığında bu oranın yeterli olmadığı ve bu fiyatlarla pancar üreticisinin üretime devam edemeyeceği görülmüştür. Ayrıca, enflasyonu yükseltmemek amacıyla son birkaç yıldır şeker fiyatlarına zam yapılmaması benzer biçimde politikalardan pancar üreticisi de oldukca negatif etkilenmiştir.
Son dönemde üreticilerin gündeme getirdiği talepler ise şöyle özetlenebilir; Pancar üretiminde verilen avansların artırılması, küspe haklarındaki oranın yükseltilmesi ve küspe fiyatlarının piyasaya göre belirlenmesi, fire oranlarının düşürülmesiyle ilgili beklentiler artmıştır. Ayrıca pancar çiftçisi, ödemelerin üreticilerin pancar teslim tarihine bakılırsa belirlenmesini ve birtakım fabrikaların gerektiği biçimde kapasite artırımı yapılarak söküm ve teslimin geç tarihe bırakılmamasını beklemektedir. Bunlara ilaveten hem hususi sektörün bununla beraber kooperatiflerin açıkladığı pancar tutarları dikkate alınarak çiftçimizin üretmeye devam edebileceği bir “referans fiyat” açıklanmasının da mühim olduğu düşünülmektedir.
Ülkemiz açısından stratejik ve temel bir ürün olan buğdayda ithalat sürmektedir. Ancak, pandemi sürecinde ihracatçı ülkelerden buğday bulmak zorlaşmış ve daha pahalı bir hale gelmiştir.
Kullanılmayan tarım alanlarını değerlendirerek, verimliliği artırarak rahatça 30 milyon tona yakın buğday üretimine ulaşabilir, ithalat yapmadan hem ülke ihtiyacımızı aynı zamanda ihracat için lüzumlu hammaddeyi sağlayabiliriz.
2018 senesinde uygulamaya konulan münavebe sisteminde de sorun çıkmaktadır. Başka ürün üretme imkânı olmayan birtakım tarım alanlarıyla alakalı özel düzenleme yapılmalıdır. Münavebeye giren üründen dolayı çiftçinin uğradığı gelir kaybı yardımcı olarak verilmelidir.
Üretimde verim ve kalitenin artırılması için sertifikalı tohum kullanımına verilen destekler artırılmalı, sebze tohumu ve fidelerinde uygulanmakta olan KDV, diğer tohumluklarda olduğu şeklinde yüzde 1’e indirilmeli, tohumda AR-GE çalışmalarına hız verilmeli, dışa bağımlılık azaltılmalıdır.
Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kaydı olsun olmasın bütün çiftçilerimizin bütün bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçları faizleri silinmek üzere uzun vadeyle yapılandırılmalıdır.
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçimizin düşük faizli kredi ihtiyacının tamamını karşılamalıdır. Bu amaçla tarımsal kredi kullanımı için verilen destek miktarı artırılmalıdır.
Başta Ziraat Bankası olmak suretiyle tüm bankalar ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafınca uygulanan yüksek ürem oranları düşürülmelidir.
Kredi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla bankalar ve ziraat kredi kooperatifleri masraf, komisyon, ipotek, yaşam sigortası, tarım sigortası gibi çiftçinin harcamasını artıran taleplerde bulunmamalıdır.
Her ne kadar tarım sigortasında sigorta prim oranları bazı risklerde düşürülse de artan ürün fiyatları poliçe fiyatlarını artırmaktadır. Bu amaçla sigorta prim oranlarında indirim devam etmelidir.
Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dahil olmayan çiftçiler de ziraat sigortası yaptırabilmelidir.
Köy bazlı olarak uygulanan kuraklık verim sigortasında bütün ürünlerde parsel bazına geçilmeli, tüm mamüller ve riskler kapsama alınmalıdır.
2022 yılında pilot olarak uygulanmaya başlanan Gelir Koruma Sigortası çiftçileri afetlere karşı daha fazla koruyacak halde yaygınlaştırılmalıdır.
Tarım sigortası kapsamında halen yer almayan risklerin yada çeşitli nedenlerle sigorta yaptıramayan çiftçilerin afet zararını karşılayacak şekilde destekleme her sene yapılmalıdır.
İklim değişikliğinin tesirini azaltmak ve su benzer biçimde önemli bir metada sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla yeraltı barajlarının yapımına hız verilmeli ve sayıları artırılmalıdır.
Elektrik ve sulama borçlarının desteklerden mahsup edilmesiyle alakalı tatbik kaldırılmalıdır.
Çiftçilerimizin ekonomik açıdan örgütlenmeleri desteklenmelidir. Bu örgütler yönetimsel ve mali yönden güçlendirilmeli, fonksiyonel ve profesyonel olmaları sağlanmalıdır.
Sözleşmeli üretim, lisanslı depoculuk ve ürün uzmanlık borsaları yaygınlaştırılmalıdır. Depo kurulumu tüm bölgelerde destekleme kapsamına alınmalıdır. Lisanslı depoculukta küçük çiftçilere olumlu ayrıcalıklar tanınmalıdır.
Hayvancılıkta öncelikle sürdürülebilir bir süt fiyatı tesis edilmelidir. Ülke içi bitkisel ve hayvansal üretim teşviklerine devam ederek besilik dana da dahil her türlü ithalatın kısa zamanda ülke gündeminden çıkarılması sağlanmalıdır.
Hayvansal ürünlerde üreticiden tüketiciye kadar ki süreçte bütün aktörlerin kar marjları belirlenmeli, nihai tüketici fiyatından bütün aktörlerin sürdürülebilir gelir elde edebilmesi sağlanmalıdır.
Bir an önce, küçükbaş ve Büyük baş hayvan sayımızı artırmalı, nüfus artışı nedeni ile küçük baş ve büyük baş hayvan varlığımız gittikçe azalmaktadır kırmızı et açığımız ithalatla kapatılmaya iş yapmaktadır buda hem çiftçimize ülkemize zarar vermektedir
Hayvancılığın geliştirilmesi için meralar korunmalı ve ıslah edilmelidir.
Özellikle küçükbaş hayvancılıkta çoban problemi halledilmelidir.
Buzağı kayıpları, hayvan hastalıklarıyla savaşım ve bakım ve beslemeyi içeren eylem planları oluşturulmalıdır.
Yem sanayi piyasası test edilmeli, nitelik ve fiyat yönünden veriler toparlanmalı, piyasaya gerektiğinde müdahale edecek mekanizmalar hayata geçirilmelidir. Bu kapsamda Tarım ve Kredi Kooperatifleri ve müstahsil örgütleri üreticilere müsait fiyattan yem teminin de etkin rol almalıdır.
Yem bitkileri üretiminde destek sunar artırılmalı, desteğin tüm üreticileri kapsaması sağlanmalıdır.
Et ve Süt Kurumu güçlendirilmeli, bağımsız olarak hareket edebilecek bir statüye kavuşturulmalı, piyasayı düzenlemeye yönelik görevlerini yerine getirmesi için gerekli kaynaklar sağlanmalıdır.
Başta peynir olmak üzere ürünlere katma değer kazandırılma ve markalaştırma çalışmalarına hız verilmelidir.
Hayvan hastalıkları ile etken mücadele edilmelidir.
Tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetinin kesintisiz sürdürülebilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, ziraat danışmanlarımızın ve onlardan önemli bir hizmet alan çiftçilerimizin mağduriyetlerinin önlenmesi için tarımsal yayım ve danışmanlık desteği artırılmalıdır. Bununla alakalı mevzuat ivedilikle çıkarılmalıdır.
Kadın ve genç çiftçilere pozitif yönde ayrımcılık yapılmalı, zor şartlarda üretim meydana getiren çiftçilere her sene için 90 gün fiili hizmet zammı (yıpranma oranı) verilmelidir.
Genç çiftçilerin tarım BAĞ-KUR primleri devlet tarafından karşılanmalıdır.
Pozitif ayrımcılığı hak eden hanım çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine katılımının desteklenmesi için, gençlerimizi ve hanım çiftçilerimizi tarımda tutmak için teşvik edici önlemler alınmalıdır.
Tarımda çalışan kadınlar, sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğum sebebiyle, hizmet borçlanması yapılabilmelidir.
Muafiyette geçen süreler çiftçilerimizin çalışma gün sayılarına eklenmelidir.
Diğer sigortalılar 7 bin 200 prim gün sayısı ile emekli olurken, Tarım bağ-kurlular ve esnaf bağ-kurlular 9 bin gün prim ödemektedir. Çiftçilerimizi rahatlatmak için, yıpranma oranı verilmeli, diğer meslek gruplarına gore çiftçimizin tarımı terk etmemesi için bu avantaj sağlanmalıdır.”
Tarım ve kırsal kalkınmada vazife alabilecek Ziraat Mühendislerimizin pek çoğu iş bulamamakta veya alanlarının dışında istihdam edilmektedir. Ziraat mühendislerimizin eğitimleri boyunca kazandıkları bilgi ve becerilerini uygulayabilecekleri ortamlarda emek harcamaları hem mesleki onurlarının güçlenmesini sağlayacak hem de ülkemizin tarım sektörünün ilerlemesine katkı sağlayacaktır.
Bakanlığımızın daha çok sayıda ziraat danışmanı istihdamı için daha kapsamlı düzenlemeler yapmasını ve bu bağlamda tarım mühendislerinin daha fazla desteklenmesini bekliyoruz.
Sonuç olarak;
“Ülkemiz tarımının mühim sorunları olmakla beraber çok da büyük bir potansiyeli bulunmaktadır. Çiftçilerimiz, bütün zor şartlara rağmen üretimden kopmuyor. Bu büyük bir şanstır. Çiftçilerimiz, çalışıyor, üretiyor fakat yeterince para kazanamıyor. Çözülmesi gereken sorunlarımız var. Bu problemler çözülür ve ehil yardımcı verilirse çiftçilerimiz üretimden kopmaz ve 2022 senesinde üretimde sorun yaşamayız.
Tüm halkımıza, çiftçilerimize doğal afetlerden uzak, verimli, sorunsuz bir sene temenni ediyorum.
Her alanda olduğu benzer biçimde tarımda da bilgiye ulaşmanın yolu eğitimden geçiyor. Tarımsal öğretimin 176’ncı yıl dönümünü kutluyor, çiftçilerimizi bilgiyle buluşturan Ziraat Mühendislerimize şükranlarımı sunuyorum”
Kaynak:Volkan KARABAĞ

































Yorum Yazın